Sertleşmede Kadın ve Erkeğin Psikolojik ve Davranışsal Rolleri
Ereksiyonda istekten uyarıma geçerken ve uyarımın devamı sırasında, eşlerin yapmış olduğu bazı psikolojik tutum ve davranış hatalarına bağlı sertleşme sorunu psikolojik nedenlere dayalı olarak gerçekleşebilmektedir. Özellikle genç çiftler arasında deneyimsizlik nedeniyle sık görülebilen durumlardır bunlar. Sadece ereksiyonun fizyolojik gerekleri konusunda yeterli bilgi sahibi olunmamasından kaynaklı yaşanılan başarısız cinsel ilişkiler bir süre sonra performans anksiyetesi oluşturarak sorunu daha karmaşık hale getirir.
Profesyonel bir tedavi için muayene olduklarında, öncelikle organik yönden değerlendirilen erkek, penil doppler ve kan testleri sonucunda sorun saptanmayarak sorunun “psikolojik” olduğu bildirilir ve psikiyatri veya psikolog kliniklerine yönlendirilir. Ancak bu alanda yeterli profesyonellerin olmaması, hastaların muayene sırasında sınırlı zaman nedeniyle detaylı dinlenilememesi ve mahrem bir durum olması sebebiyle de hastanın kendisini detaylı ifade edememesi sonucu, temelde yatan psikolojik tutum ve/veya davranış sorunu kolay tespit edilemez.
Bu süreç içerisinde de klinik klinik gezen hastalar maalesef gereksiz bir takım organik tedaviler (ESWT, PRP gibi penil rejeneratif uygulamalar) alarak herhangi bir fayda görmezler. Maddi kayıp ve zaman kaybı yanı sıra tedavi umutları da azalır ve aynı zamanda bu süreçte evlilik birlikteliği de hasar alabilmektedir. Bu yüzden bu konuda kendilerine yardımcı olabilecek profesyonel bir klinik bulamayacakları ve ne yazık ki çoğu zaman da gereksiz ve faydasız tedavilerle maddi ve manevi yıpranacakları için, bu konunun eşler tarafından iyi anlaşılarak bu girdaptan kendilerinin çıkması gerekmektedir.
Ereksiyon bozukluğu konusunda 15 yılı aşmış tecrübemizle en deneyimli kliniklerden biri olmamızın yanı sıra, aynı zamanda hastalığın tedavisinde penil rejenerasyon dışında elektroakupunktur ve homeopati ile performans anksiyetesi gibi ereksiyonun psikojenik yönüne de müdahale edebilen en kapsamlı kliniklerden biri olmamıza rağmen, cinsel ilişkinin aşağıda anlatacağımız yönleriyle ilgili oluşan sorunlara müdahalemiz çok kısıtlı olmaktadır.
Eşler sağlıklı bir cinsel hayat için gerekli olan başarılı ereksiyonu sağlayabilmek için, her iki tarafın yapmak zorunda olduğu doğru cinsel psikolojik yaklaşım ve davranışları iyi kavrayarak öğrenmeli ve bunları cinsel hayatlarına aktarmalıdırlar.
Cinsel İstek ve Uyarımda Fizyolojik Süreç
Bu bölümde öncelikle cinsel istek ve uyarımda fizyolojik olarak nasıl bir psikolojik tutum ve davranışların gerektiğini anlatıp daha sonra erkek ve kadın için tekrar ayrı ayrı yapılması gerekenleri anlatacağız.
1. Cinsel İlişkide Erkek Aktif, Kadın Pasif Konumdadır
Cinsel birliktelik için erkeğin flask haldeki penisinin cinsel arzuyu takiben uyarılarak erekte olması şarttır ve bu ereksiyonun ilişki sırasında korunması gerekir. Ancak kadının ilişkiye girebilmesi için uyarılmış olması şart değildir. Kadın için istek, arzu ve uyarım olmasa da bir cinsel ilişkiye başlanabilir ve genellikle ilişki sırasında uyarılması durumunda istek ve uyarım hızla başlayabilir.
Bir kadın eşiyle kafası karışık, yorgun veya stresli bir günde dahi yeterli uyarım olmadan da cinsel ilişkiye girebilir. Ancak erkek için bu söz konusu değildir. Erkek yeterince arzulayıp yine yeterince cinsel uyarıldıktan sonra sertleşmeyi sağlar. Cinsel uyarım da sürdüğü müddetçe orgazm zamanına kadar sertlik devam eder.
Bu sebeple cinsel ilişki erkeğin istek duyduğu zaman yapılmalıdır, cinsel ilişkiye erkek başlamalıdır. Eğer erkek stres, uykusuzluk veya depresif bir dönemde olup yeterli cinsel arzu taşımıyorsa uyarılması güçleşir. Bu durumda ilişkiye girmeye kalkışırsa ereksiyon sağlayamaz veya ilişki esnasında ereksiyonu kaybedebilecektir.
Önemli Mit: Erkekler için “sağlıklı bir erkek her zaman cinsel istek duyar ve ereksiyon için hazırdır” yanlış miti vardır. Bu yüzden bazı kadınlar cinsel istek duyduklarında direkt eşiyle sevişmeye başlayarak veya çeşitli özel kıyafetlerini giyerek eşlerini cinsel ilişkiye çağırarak ilişkiyi başlatan taraf olabilmektedirler. Ancak erkekler de eşlerinden gelen bir ilişki teklifini, kendisinde yeterli istek olmasa da genellikle kendisini “yetersiz hissetmemek” için geri çeviremezler.
Bunun neticesinde de erkek ereksiyon olamayabilir veya ilişki esnasında sertliğini kaybederek önemli bir psikolojik travma oluşturabilen başarısız bir ilişki deneyimi yaşayabilmektedir.
Yine bu sebeple ilk ilişkiden sonraki refrakter (cevapsız) dönemde, ikinci ve üçüncü ilişkiler öncesi erkek tekrar uyarılmaya hazır hale gelmeden ilişkiye girmeye çalışması, ereksiyon bozukluğuna neden olabilecek bir başka etkendir.
2. Penetrasyona Geçmede Acele Edilmemelidir
Yeterli süre cinsel uyarıya devam edilmelidir. Erkeğin cinsel uyarımı ile ereksiyonun oluşması için gerekli olan penil kan akım hızı artmaya başlar. Penil kan akım hızı ereksiyon için gerekli eşiği geçtikten sonra da ereksiyon gerçekleşmiş olsa da, henüz cinsel penetrasyona başlamadan önce belirli süre cinsel uyarılmaya devam edilerek kan akım hızının daha da artmasına müsaade edilmelidir. Upload zamanı gibi düşünülebilir.
Çeşitli nedenlerle erkek veya kadın tarafından acele edilerek kısa sürede penetrasyon kurulması, ereksiyonun ilişki esnasında kaybolmasına neden olabilen bir başka önemli etkendir.
3. Cinsel İlişkide Dominans ve Roller
Cinsel ilişkiyi erkeğin domine etmesi, kadının da buna teslim olan-yönetilen taraf olmayı kabul etmesi gerekir. İlişkide kadın ve erkeğin çeşitli rolleri vardır ve her biri bu psikolojik tutum ve davranışlarda olmaktan haz alırlar. Erkeğin yeterli haz alarak ereksiyonu sağlaması için bu roller uygulanmalıdır.
- Erkek: Bakmak, dokunmak, koklamak, eşinin sesini işitmekten haz alır.
- Kadın: Beğenilmek, arzulanmak, bakılmak (teşhir), dokunulmak ve hatta eşi tarafından işitilmek ve kokusunun alınmasından haz duyar.
Testosteronun etkisiyle erkek cinsel ilişki esnasında kontrolü elinde tutmaktan, güçlü, yöneten-hakim olarak cinsel ilişkiyi domine etmekten haz alır. Avcı, sosyal olarak cesur ve güçlü olmak, cinsel uyarılmasını destekler. Karşı tarafın bu özelliklerin tam tersine sahip olması erkeğin kendi rolünü kolaylaştırır.
Kadın ise edilgen olarak yönetilmek ve teslim olmaktan (bondage) haz alır. Avlanan taraf olmak, eşinin karşısında zayıf ve güçsüz olmaktan hoşlanır. “Kadının erkeğe teslim olmak istediği tek yer yatak odasıdır” ifadesi bilinçli kadınlar arasında oldukça yaygındır.
İktidarsızlık Kavramının Tarihsel Kökeni
Ereksiyon bozukluğunun özellikle 1950 yıllarından önce patofizyolojisi yeterince bilinmediğinden dolayı altta yatan yaygın nedeninin vasküler dejenerasyon olduğu da bilinmemekteydi. (Bu yıllarda şeker hastalığı ve metabolik sendrom da fazla olmadığı için vasküler dejenerasyon da fazla değildi.)
Bu bozukluğun sadece erkeğin psikolojik olarak eşi üzerinde hakimiyet kurmada yetersizliğinden kaynaklandığı düşünüldüğü için de sertleşme sorunu için “İmpotance” kelimesi kullanılırdı. Potance = güç, impotance ise cinsel güçsüzlük olarak ifade edilirdi. Dilimizde de karşılığı “iktidarsızlık”tı. İktidar, Arapçada kadr = güç kelimesinden gelir. İktidar, güçle yöneten; iktidarsızlık ise cinsel ilişki için erkeğin yeterli psikolojik güç sağlayamaması durumu olarak ifade edilirdi. Bu yüzden erkeğin ilişkiyi yöneten olması, kadının da buna direnmeyip teslim olan-yönetilen durumunda olması her iki eşe de haz verir.
4. Erkek İlişki Sırasında Kendi Hazlarına Odaklanmalıdır
Erkeklerin ilişki sırasında epifiz ve hipotalamik kökenli oluşan cinsel arzularıyla, akıllarına bazı cinsel düşünceler gelir. Bunlara fantezi de denilebilmektedir. Bu düşünceler, erkeğin yaptığında haz alacağını hissettiği davranışlardır. Bu davranışları uygulayıp gerçekleştirince haz alır ve uyarılması daha da artar. Sonra bir başka hoşlanacağını düşündüğü davranış aklına gelir. Bu kez de bunu yaptığında tekrar haz alarak uyarılır. Bu haz-uyarılma beslemesi ilişki boyunca sürmediği takdirde bir süre sonra ereksiyon mutlaka sonlanacaktır.
Bu şekilde erkek ilişki esnasında tamamen kendi his ve hazlarına odaklanmalı, tamamen hazlarının peşinde olmalıdır ilişki esnasında. Kadının da buna müsaade etmesi ve hatta eşini cesaretlendirmesi çok önemlidir.
Bazı erkekler özbenlik zayıflığından, kendisini eşine layık görmemesi veya eşini kendisinden statü olarak üstün görmesi nedenli ilişki esnasında eşinin haz almasını, kendi cinsel haz ve hislerinden daha fazla önemseyebilmektedir. Çoğu zaman da erkekler bunu hayatlarında ilk kez ilişki yaşayacakları eşlerine karşı kendilerini ispat çabasıyla da yapabilmektedir. Bu da ilişki sırasında haz-uyarım beslemesinin devam etmemesinden kaynaklı ereksiyon kaybı ile sonuçlanır.
Erkeğin Ereksiyonu için Yapması Gereken Psikolojik Tutum ve Davranışlar
1. Yeterli İstek Olmadığında “Hayır” Diyebilmek
Yeterli cinsel istek duymadığında eşinden gelebilen bir ilişki teklifini geri çevirebilmeli, hayır diyebilmelidir. Kendisini bir miktar yetersiz hissettirebilir bu durum, ancak ilişkiye başlamasıyla büyük olasılıkla başarısız olacaktır ve bu başarısız ilişki ile kendisini çok daha fazla yetersiz hissedecek ve daha sonraki ilişkilerinde de etkisini hissedeceği önemli bir psikolojik travma yaşamış olacaktır.
- Uykusuzluk dönemleri: Cinsel istek azalır, ilişkiden kaçınılabilir.
- Depresif veya moral bozukluğu dönemleri: Cinsel ilişkiden uzak durulmalıdır.
- Stresli dönemler: Erkeğin asla ilişkiye kalkışmaması gereken periyotlardır. Stres başta isteksizlik oluşturur. Organizma savunma mekanizması olarak sorunu çözmek için stres oluşturan konuyu sürekli aklına getirir; bu da ilişki esnasında erkeğin eşine zihnen odaklanamayıp uyarılamasını etkiler. Stres sırasında aynı zamanda salınan katekolaminler vazokonstriktif etkilidir ve sertleşmeyi sonlandırır.
- Sinirli olunan dönemler: İlişkiden kaçınılmalı ve ilişki esnasında sinirlenebileceği bir şey asla düşünülmemelidir. Aksi takdirde saniyeler içerisinde ereksiyon sonlanacaktır.
- Yorgunluk ve gribal enfeksiyonlar: İnflamasyona bağlı istek azalması, konsantrasyon güçlüğü ve kan akışkanlığının olumsuz etkilenmesi dolayısıyla bu dönemlerde cinsel ilişkiden uzak durulmalıdır.
Sonuç itibariyle erkek kazanamayacağını hissettiği maça asla çıkmamalıdır, bunun için hayır demekten, gelen teklifi reddetmekten kaçınmamalıdır.
2. Penetrasyona Geçmek İçin Acele Etmemek
Ereksiyon başlasa da kan akımının artarak eşik değerin çok daha üzerine çıkması için bir süre daha uyarılmaya devam etmelidir.
3. Refrakter Dönemde Sabırlı Olmak
İkinci ilişki için refrakter dönemde kendisini yeterli hissedene kadar ilişkiye kalkışmamalıdır.
4. Kendi His ve Hazlarına Odaklanmak
Erkeğin özbenliği güçlü olmalıdır. Bencilliğe benzer bir terimdir özbenlik ancak bencillikte “sadece ben değerliyim” derken özbenlikte “ben de değerliyim” anlayışı vardır ve karşı tarafa da saygı gösterir.
Erkek ilişki sırasında sadece haz alacağını hissettiği eylemleri yapmalı ve sadece buna odaklanmalıdır. Yanlış yol ise, eşinin his ve düşüncelerini kendi hazlarının önüne alarak onun haz almasını daha fazla önemseme ve daha ön planda tutmadır. Erkeğin ereksiyonu kendi hazzı için değil de karşısındaki insan için olmaya çalışması, çıkmaz sokaklardan biridir.
“Eşimi çok seviyorum, o iyi bir insan. Onun için fedakarlık yapabilirim. Ben tatmin olmasam da keyif almasam da olur, o tatmin olsun” veya “Cinsel ilişkiye girmek istemezsem ve ya ereksiyon olamazsam onu beğenmediğimi düşünür” gibi düşünceler tamamen eşinin haz duyması için hareket etmeye başlamasına yol açacağı için kendi hazlarından koparak uyarılmasını destekleyemez ve bir süre sonra sertliğini kaybeder.
Eşini kendisinden daha üstün görmesi veya kendisini ona layık görmemesi de aynı sorunu yaratır. Genellikle popüler ve sosyokültürel olarak güçlü kadınlara ve ilk kez ilişkiye gireceği eşine karşı erkeğin kompleks geliştirerek karşısındakine kendini ispatlamaya çalışmak veya başarısızlıkla mahcup olmamaya çalışma odak noktası olur. Yine kendi haz ve isteklerinden uzaklaşır.
Erkek kendisini yeterli ve eşine karşı değerli görmelidir. Hiçbir zaman yatak odasında kendini ispatlama gayretinin içerisine girmeden mütevazi olunmalı ve sadece kendi his ve hazlarının peşinde olmalıdır. “Sarışının adı, esmerin tadı” diye bir söz vardır. Bu sözü söyleyen veya bu hissiyatta olan erkeklerin esmer bayanları tercih etmesi gerekir, sarışın bayanla daha az uyarılır. Erkeklerin ünlü, çeşitli meslek ve görevleri ile popüler ve gösterişli kadınlar yerine, daha fazla haz duydukları kadınları tercih etmeleri gerekir.
5. İlişkide Dominans Sağlamak
Erkek ilişkiyi yöneten durumunda, güçlü ve hakim olmalıdır. Bilgi, becerileri, yetenekleri veya maddi gücüyle eşini etkilemeli, güvenini ve takdirini kazanmalıdır ki yöneticiliğini kabul ettirebilsin. Testosteron hormonu sosyal cesaret, güç ve kontrol altında tutma hormonudur. Bu hisler ile daha fazla salınır.
6. Yaşam Tarzı ve Beslenme Düzenlemeleri
İlişki yaşamayı planladığı gün çay (teofilin), kahve ve kola (kafein), sigara (nikotin) gibi sempatik sistemi uyararak ereksiyon kalitesini düşüren maddelerden uzak durulması önemlidir. Yeterli su tüketimi ve tempolu bir saat kadar yürümek dolaşım ve hidrasyonu artırarak sertleşme performansını artırır.
- VitaminoBALANCE kullanımı: Antioksidan ve antiinflamatuar etki ile kan akışkanlığını artırır. Arjinin sitrülin de dolaşımı direkt artırır. İçerdiği vitamin ve mineraller de ereksiyonun ara basamak enzim sistemlerine katılarak ereksiyon kapasitesini artırır.
- NOROBALANCE kullanımı: Epifiz ve hipotalamus üzerinden baskılanmış isteğin ortaya çıkması ve anksiyetenin azalmasına yardımcıdır.
Erkeğin Ereksiyonu için Kadının Yapması Gereken Psikolojik Tutum ve Davranışlar
Özellikle Kafkas toplumlarında kadınlar arasında sık kullanılan bir söz vardır: “Ereksiyon olamayan erkek yoktur, erekte edemeyen kadın vardır.” Tabii ki ereksiyon bozukluğunun organik nedenlere bağlı olma insidansının yüksekliği göz ardı edilmemesi gereken bir durum olmasına rağmen, bu söz erkeğin sertleşmesinde kadının ne kadar önemli bir rolünün olduğunu işaret etmektedir.
1. Hijyen ve Görünüm
Kadının hijyeni ve görünüşü bir erkeğin uyarılmasında çok önemlidir. Örneğin ilişki sırasında erkeğin aldığı kötü bir koku ve maskülen çağrışım yapacak kıl varlığı bir anda cinsel isteğinin büyük oranda azalmasına neden olabilir.
Yine kadının görünüşünde bakımlı olması; saç, makyaj ve giyiminin çekici olması erkeğin uyarılmasını artıracaktır. Aşırı yağlanma veya zayıflığa bağlı bozuk kontur yapılarına sahip bir beden kadının uyarma etkisini olumsuz etkileyecektir.
2. İlişkiyi Direkt Başlatan Taraf Olmamak
Çeşitli nedenlerle erkeğin cinsel isteğinin olmadığı bir gün olabilir. Ancak kadın ilişki yaşamak istediğinde, erkek cinsel istek duymadığı bir anda da olsa bunu ifade etmeyi yetersizlik olarak görerek geri çeviremez. Bu da sertleşme sorunu oluşturur. Aynı şekilde erkek ikinci ilişki için kendisini hazır hissedene kadar kadının buna yönelmemesi gerekir.
3. Penetrasyonda Acele Etmemek ve Sorgulayıcı Olmamak
Cinsel ilişkide penetrasyona geçmek için acele edilmeyerek penil kan akımının yeterince artması beklenmelidir. “Sertleşme olmadı mı hala, sorun mu var sende, neden olmuyor” gibi sorgulamalar erkeğin özgüvenini azaltarak ereksiyonun hızla kaybına neden olacaktır.
4. Erkeğin Dominansına İzin Vermek
Kadın ilişki sırasında, erkeğin yapmak hissettiği eylemleri yapmasına müsaade etmelidir. Böylece erkek tamamen kendi hazlarına odaklanarak uyarılacağını hissettiği eylemlerin peşinde olur. Yani kadın ilişkiyi erkeğin domine etmesine izin vermelidir.
“Hayır” kelimesi erkeğin iktidarını sarsar. Bunun zıttı ise gülümsemektir. Gülümsemek toleranstır, erkeği daha fazla cesaretlendirir. Kadın ilişkiyi başlatan taraf olmamasını en başta söylemiştik. Ancak erkeğin uyarıldığı için başlatmış olduğu bir ilişkiyi de çok önemli bir rahatsızlığı yoksa reddetmemelidir.
“Bekle, bir sigara içip geleceğim… Çamaşırları toplamam lazım… Tabakları koymam gerekiyor…” gibi önemsiz nedenlerle erteleme bile erkeğin hakimiyetine zarar verir.
5. Sertleşme Sorunu Yaşandığında Doğru Davranış
Erkeğin yaşadığı bir sertleşme sorununda kadının nasıl davranması gerektiği de çok önemlidir. En başta kadın sakin olmalıdır, oluşan bu duruma önem verilmemeli ve görmezden gelinerek unutulmalıdır; yani bu konudan tekrar söz edilmemelidir.
“Bugün olmadı, sorun değil, başka zaman tekrar deneriz hayatım” diyebilmesi eşinin yaşadığı psikolojik travmayı hafifletecektir.
Kadının kimi zaman erkeğin basit bir isteksizlik veya yorgunluğu nedenli olabilen bir ereksiyon sorununu büyütmesi, organik ve psikolojik olarak sapasağlam olduğu halde geçici bir durum yaşayan bir erkeği işin içinden çıkılmaz bir performans anksiyetesinin içerisine itebilir.
Kadının Kaçınması Gereken Davranışlar:
- Söz, bakış ve davranışlarıyla eşini küçümsemeye başlaması
- Durumu üçüncü kişilerle paylaşması
- Sürekli bu durum hakkında konuşmaya devam etmesi (kötü niyetli olmasa da “Doktora gidecek misin? Kalıcı mı bu acaba? Böyle devam ederse evliliğimiz nasıl devam edecek?” veya “Beni beğenmiyor musun, hayatında bir başkası mı var?” gibi sorular)
- Boşanma veya aldatılma ihtimalini erkeğe hissettirmek
Erkek eşinin yanında ereksiyon kaybı yaşamasıyla bir mahcubiyet yaşar; iktidarının sarsılmasıyla ilgilidir bu. Ancak bir de eşinin haz alamamasıyla ilgili “Acaba eşim benden ayrılır mı veya hayatına bir başkasını alır mı?” soruları aklına gelmeye başlar. Boşanma veya aldatılma ihtimalini erkeğe hissettirmek de erkeğin yaşadığı travma sonrası hissettiği özgüvensizliği ve kaygılarını daha da artırır.
Ondan vazgeçmeyeceği mesajını vermek bu konuda önemli ölçüde olumlu etki oluşturacaktır.
Performans Anksiyetesinin Oluşum Mekanizması
Yaşanılan psikolojik travma büyüyerek erkekte performans anksiyetesini ortaya çıkarabilir. Erkek bir sonraki ilişkiye “Ya sertleşme olmazsa şimdi, bir daha sertleşme olmazsa eşime daha fazla mahcup olacağım” düşünceleri sürekli zihninde dönerek girer. Bu durum kaygı-korku oluşturarak testosteronu da baskılar. Bu da ereksiyonu baskılar.
Bu durumda erkek farkında olmadan bir girdabın içerisine girmiş; sonraki ilişkilerinde kendisi için haz duymaktan tamamen vazgeçmiş olur ve kendi his ve hazları aklına bile gelmez. Artık ereksiyon olmak istemesinin tek nedeni eşinin karşısında küçük düşmemek ve eşinin haz almasını sağlamak olur. Bu tutumun çıkmaz sokak olduğunu ve ereksiyonu bir süre sonra kaybedeceğini daha önce konuşmuştuk.
Sonuç ve Öneriler
Sertleşme sorunu psikolojik nedenlere bağlı olduğunda, organik tedavilerin (ESWT, PRP gibi) tek başına yeterli olmayacağı açıktır. Eşlerin doğru psikolojik tutum ve davranışları öğrenmesi, performans anksiyetesinin önlenmesi ve mevcut sorunların aşılmasında temel anahtardır.
Eğer siz veya eşiniz uzun süredir devam eden bir sertleşme sorunu yaşıyorsanız, hem organik hem de psikojenik yönden değerlendirilmeniz çok önemlidir. 15 yılı aşan klinik deneyimimiz, elektroakupunktur, homeopati ve penil rejeneratif tedaviler ile birlikte performans anksiyetesine yönelik bütüncül yaklaşımımız ile size yardımcı olmaktan mutluluk duyarız.
Randevu ve detaylı bilgi için kliniğimizle iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazı, Dr. Ömer Bircan’ın klinik deneyimine dayalı bilgilendirme amaçlıdır. Kişisel sağlık durumunuz için mutlaka bir uzmana danışınız.