Ereksiyon Bozukluğu

A – SERTLEŞME SORUNU (EREKTİL DİSFONKSİYON) NEDİR?
B – ERKEN BOŞALMA (PREMATÜRE EJAKÜLASYON) NEDİR?
C – KISIRLIK (ERKEK VE KADIN İNFERTİLİTESİ)
D – GENİTAL SİĞİL (CONDYLOMA)
E – PENİS BÜYÜTME YÖNTEMLERİ
F – CİNSEL İSTEKSİZLİK (CİNSEL İSTEK BOZUKLUĞU)
+ evde sertleşme sorunu tedavisi nedir ?
A – SERTLEŞME SORUNU (EREKTİL DİSFONKSİYON) NEDİR?
B – ERKEN BOŞALMA (PREMATÜRE EJAKÜLASYON) NEDİR?
C – KISIRLIK (ERKEK VE KADIN İNFERTİLİTESİ)
D – GENİTAL SİĞİL (CONDYLOMA)
E – PENİS BÜYÜTME YÖNTEMLERİ
F – CİNSEL İSTEKSİZLİK (CİNSEL İSTEK BOZUKLUĞU)
+ evde sertleşme sorunu tedavisi nedir ?

A – Sertleşme Sorunu (Erektil Disfonksiyon) Nedir?

Sertleşme Sorunu

Sertleşme Sorunu (Erektil Disfonksiyon), cinsel birliktelik esnasında sertleşmenin oluşmaması ve sürdürülebilir olmamasıdır. Sertleşme sorunu tedavisi ile bu sorun ortadan kalkmaktadır. Sertleşme Sorunu erkek cinsel organı olan peniste cinsel birleşmenin başlaması ve devam etmesi için gereken ve ya istenilen derecede sertlik oluşturulamaması durumudur.

Halk arasında iktidarsız ve ya ereksiyon bozukluğu olarak da ifade edilen penisin sertleşme sorunu, tıpta erektil disfonksiyon olarak adlandırılır. Penisin sertleşmesi, cinsel bir uyaran sonrası kişide meydana gelen psikosomatik hemodinamik bir refleksin ortaya çıkmasıyla, küçük balonlardan oluşan penis kavernoz cismine gelen kan hızının artması sonucu penil dokunun genişlemesi ve uzaması durumudur.

Bu zincirin herhangi bir yerindeki soruna bağlı penil sertlik kaybına sertleşme sorunu denilebilmektedir. Sertleşme sorununun bu soruna sahip erkeğin ve esinin üzerindeki olumsuz etkisi sanılandan daha büyük olabilmektedir.

Başta bu durumu yaşayan erkekte ciddi bir özgüven kaybı ve mutsuzluk oluşturabilmektedir. Eşle aradaki cinsel bağ da hasarlandığı için eşi tarafından direk eleştirilere maruz kalabildiği gibi sertleşme sorununa bağlı olarak cinsellikten uzak kalınarak eşler arasındaki sevgi bağlarının da zayıflamasına neden olabilmektedir. Kimi zaman yeni evli çiftlerde, cinsellik sıklığının daha az olmasına neden olarak bir infertilite nedeni olarak da karşımıza gelebilmektedir.

Sertleşme Sorunu (Erektil Disfonksiyon) Videolu Anlatım

Erektil Disfonksiyon konusunda uzmanlaşmış Dr. Ömer Bircan Sertleşme Sorunu neden olur ve nasıl tedavi edilmelidir gibi konuları aşağıdaki videoda yanıtladı.

Sertleşme sorunu en sık yaşanan cinsel fonksiyon bozukluğudur. Ancak insanların, cinsel yaşamları hakkında konuşmaktan hoşlanmamaları nedeniyle sertleşme sorununun toplumda görülme sıklığı hakkında doğru bir prevanas çalışması yapılamamaktadır. Ancak kliniklere yapılan başvuru sıklığı, benzer etkenlere bağlı bir başka hastalık olan koroner atar damalar hastalıklarının görülme sıklığı sertleşme sorununun toplumda sanılandan çok daha sık rastlandığını göstermektedir.

Sertleşme Sorunu Belirtileri Nedir? Nasıl Teşhis Edilir?

<strong>Sertleşme sorunu</strong> genellikle kişinin doğrudan fark ettiği bir durumdur. Bu nedenle ayrıca gizli bir belirti aramak gerekmez. Erkek, penis sertleşmesiyle ilgili yaşadığı problemi hisseder ve bu şikâyetle hekime başvurur.

Bu durum sinsi ilerleyen ya da fark edilmeyen bir hastalık değildir. Ancak birçok erkek, sertleşme sorununu yalnızca “hiç sertleşememe” olarak düşünür. Oysa ilişki sırasında sertliğin kaybolması da <strong>erektil disfonksiyon</strong> kapsamına girer.

Bazı hastalar durumu şu şekilde ifade eder:
“Bende sertleşme sorunu yok, sadece vajen içinde sertliğim kayboluyor.”

Aslında bu durum da sertleşme sorununun bir türüdür. Erken dönemde görülen hafif sertlik kaybı çoğu zaman önemsenmez. Bu nedenle başlangıç belirtileri göz ardı edilebilir.


Sertleşme Sorunu Belirtileri

Aşağıdaki durumlar sertleşme sorununun erken işaretleri olabilir:

  • Penisin eskisine göre daha geç sertleşmesi

  • Daha uzun ön sevişme ihtiyacı

  • Vajen içinde sertliğin kaybolması

  • Sonradan gelişen erken boşalma (sekonder prematüre ejakulasyon)

  • Ereksiyon sertlik derecesinde azalma

  • Kilo artışı, hareketsizlik, diyabet, tansiyon ve sigara gibi risk faktörlerinin varlığı

Bu belirtiler hafif başlayabilir ancak zamanla belirgin hale gelebilir.


Sertleşme Sorunu Nasıl Teşhis Edilir?

Tanı sürecinde amaç, sertleşme sorununun var olup olmadığını belirlemek değildir. Asıl hedef, sorunun şiddetini ve nedenini ortaya koymaktır.

Deneyimli bir hekim öncelikle ayrıntılı bir öykü alır. Çoğu vakada doğru anamnez, sorunun kaynağını büyük ölçüde gösterir.

Gerekli durumlarda şu testlerden yararlanılabilir:

  • Penil Doppler ultrasonografi

  • Hormonal kan testleri

  • Biyokimyasal değerlendirme

  • IIEF (International Index of Erectile Function) anketi

Daha invaziv testler nadiren tercih edilir. Çünkü pratikte çoğu hastada klinik değerlendirme yeterli olur.

Eğer atherosclerosis dışında bir durumdan şüphelenilirse, hekim ilgili alana yönelik ileri tetkikler planlar.

Dr. Ömer Bircan
Dr. Ömer Bircan

Sertleşme Sorunu Nedenleri Nelerdir? Sertleşme Sorunu Neden Olur?

Sertleşme sorununun nedenlerini anlamak için önce normal ereksiyon mekanizmasını bilmek gerekir.

Ereksiyon; beyin, sinir sistemi, damar yapısı ve hormonal sistemin birlikte çalışmasıyla oluşur. Cinsel uyarı beyinde başlar. Sinirsel iletim omurilik üzerinden penis damarlarına ulaşır. Ardından penise giden kan akımı artar ve sertleşme oluşur.

Bu zincirin herhangi bir halkasında problem ortaya çıkarsa sertleşme sorunu (erektil disfonksiyon) gelişebilir.


Yaşa Göre Sertleşme Sorunu Nedenleri

15–30 Yaş Arası

Bu yaş grubunda nedenler çoğunlukla psikolojiktir.
Ancak hormonal problemler nadir de olsa görülebilir.

30 Yaş Üzeri

30 yaş sonrası en sık neden atherosclerosis (atardamar daralması) olur.
Penise kan taşıyan damarların daralması, yeterli kan akımını engeller.

65 Yaş Üzeri

İleri yaşta tabloya şunlar eşlik edebilir:

  • Beyin damar hastalıkları

  • Parkinson

  • Demans

  • Nörodejeneratif hastalıklar


Sertleşme Sorunu Fiziksel Nedenleri

1. Damarsal Nedenler (En Sık Sebep)

En yaygın neden atardamar sertleşmesidir. Damar elastikiyeti azaldıkça penise giden kan miktarı düşer.

Risk faktörleri:

  • Diyabet

  • Hipertansiyon

  • Hiperlipidemi

  • Sigara

  • Fazla kilo

  • Hareketsizlik

  • Kötü beslenme

  • Alkol

Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve sigarayı bırakmak bu süreci yavaşlatabilir.


2. Nörolojik Nedenler

  • Prostat ameliyatı

  • Pelvik cerrahiler

  • MS

  • Parkinson

  • Beyin travması

  • Diyabete bağlı nöropati

Sinir iletimi bozulduğunda sertleşme refleksi etkilenir.


3. Hormonal Nedenler

  • Testosteron düşüklüğü (Hipogonadizm)

  • Hiperprolaktinemi

  • Tiroid hastalıkları

Hormonal denge bozulduğunda libido ve sertleşme gücü azalabilir.


4. İlaçlara Bağlı Nedenler

Bazı ilaçlar ereksiyon üzerinde yan etki oluşturabilir:

  • Antidepresanlar

  • Beta blokerler

  • Diüretikler

  • Antihipertansifler

  • Antihistaminikler

İlaç değişimi mutlaka doktor kontrolünde yapılmalıdır.


5. Yapısal Problemler

  • Peyronie hastalığı

  • Penis eğriliği


Sertleşme Sorunu Psikolojik Nedenleri

Psikolojik faktörler özellikle genç yaş grubunda daha sık görülür.
Orta ve ileri yaşta fiziksel nedenlere psikolojik etkenler eşlik edebilir.

Stres

Uzun çalışma saatleri ve yetersiz dinlenme sempatik sistemi aktif tutar.
Oysa ereksiyon için parasempatik sistem baskın olmalıdır.

Performans Kaygısı

Başarısız bir deneyim sonrası kaygı gelişebilir.
Bu kaygı zamanla kronikleşebilir.

Depresyon

Depresyon hem cinsel isteği hem de sertleşmeyi olumsuz etkiler.


Sertleşme Sorununda ESWT (Şok Dalga) Tedavisi

ESWT, peniste damar yenilenmesini destekleyen modern bir yöntemdir.
Akustik dalgalar dokuda mikro düzeyde uyarı oluşturur. Bu uyarı yeni damar oluşumunu tetikler.

Ancak şok dalga tedavisini tek başına uygulamak çoğu zaman yeterli olmaz. En iyi sonuç, kombine tedavilerle alınır.

ESWT Uygulamasında Önemli Noktalar

  1. Tedaviyi planlayan hekimin uygulamayı bizzat yapması gerekir.

  2. Doğru ESWT cihaz teknolojisi kullanılmalıdır.

  3. Hastaya özel enerji seviyesi ve seans planı belirlenmelidir.

  4. Tek başına ESWT yaklaşık %20–30 oranında iyileşme sağlar.


Şok Dalga Tedavisini Destekleyen Rejeneratif Uygulamalar

Rejeneratif tıp, dokunun kendini yenileme kapasitesini artırmayı hedefler.

Penise uygulanan yöntemler:

  • ESWT

  • Mezoterapi

  • PRP (Pshot)

  • Karboksiterapi

  • Lokal Ozon

  • Kök Hücre (SVF)

  • Pelvik taban egzersizleri

  • Akupunktur

  • Elektromanyetik uyarım

  • Nöral terapi

Bu yöntemler kanlanmayı artırır ve hücresel yenilenmeyi destekler.


Ne Zaman Uzman Desteği Alınmalı?

  • Sorun 3 aydan uzun sürüyorsa

  • Diyabet veya kalp hastalığı varsa

  • Sabah ereksiyonları belirgin şekilde azaldıysa

  • Psikolojik etkiler başladıysa

Sertleşme sorunu bazen kalp damar hastalıklarının erken belirtisi olabilir.


Tıbbi Uyarı

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi yerine geçmez. Sertleşme sorunu yaşayan bireyler üroloji veya androloji uzmanına başvurmalıdır.

Sertleşme Sorunu (Erektil Disfonksiyon) Destekleyici Tedaviler

Sertleşme Sorunu (Erektil Disfonksiyon) Nedir?

Özet: Sertleşme sorunu (erektil disfonksiyon), peniste cinsel ilişki için yeterli sertliğin oluşmaması veya sürdürülememesi durumudur. Çoğu vakada altta yatan neden tespit edilerek uygun tedavi ile çözüm sağlanabilir.

Sertleşme sorunu (erektil disfonksiyon), erkeğin cinsel ilişki öncesinde veya cinsel ilişki sırasında peniste yeterli sertliği oluşturamaması ya da sürdürememesi durumudur.

Halk arasında bu durum genellikle “iktidarsızlık” olarak adlandırılır. Erkekleri hem fiziksel hem de psikolojik açıdan etkileyebilir. Ancak günümüzde sertleşme sorununun çoğu zaman çözümü bulunmaktadır.

Erektil disfonksiyon farklı şekillerde görülebilir. Bu nedenle sorunun ne zaman ortaya çıktığı, hangi sıklıkla yaşandığı ve nasıl gerçekleştiği dikkatle değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme sonucunda altta yatan neden ve uygun tedavi yöntemi belirlenir.

Sertleşme Sorunu Türleri

Sertleşme sorunu kişiden kişiye farklı şekillerde görülebilir. Sorunun tipi, tedavi planlamasında önemli rol oynar.

  • Hiç sertleşmeme: Penisin erekte olamaması.
  • Yetersiz sertleşme: Sertleşme olur ancak ilişki için yeterli düzeye ulaşmaz.
  • Vajinaya giriş öncesi sertlik kaybı: Peniste, girişten hemen önce sertlik kaybı yaşanır.
  • Giriş sırasında sertleşme problemi: Vajinal penetrasyon esnasında sertlik kaybı olur.
  • İlişki sırasında sertliğin kaybı: Başlangıçta sertleşen penis, bir süre sonra yumuşar.

Bu türlerin her biri cinsel performansı doğrudan etkileyebilir. Sertleşme sorunu yaşayan erkeklerde özgüven kaybı, stres ve kaygı görülebilir. Aynı zamanda partner üzerinde de psikolojik etkiler oluşturabilir.

Ancak önemli olan şudur: Sertleşme sorunu çoğu zaman tedavi edilebilir bir durumdur.


Sertleşme Sorunu Ne Zaman Ciddi Bir Sorundur?

  • Sorun 3 aydan uzun süredir devam ediyorsa,
  • Her ilişkide tekrar ediyorsa,
  • Sabah ereksiyonları belirgin şekilde azaldıysa,
  • Diyabet, hipertansiyon veya kalp hastalığı varsa,
  • Psikolojik olarak belirgin özgüven kaybı oluştuysa

Bir üroloji veya androloji uzmanına başvurulmalıdır. Çünkü sertleşme sorunu bazen damarsal hastalıkların erken belirtisi olabilir.


Tedavi Mümkün mü?

Günümüzde sertleşme sorunu için birçok farklı tedavi seçeneği bulunmaktadır. Tedavi; sorunun nedenine göre planlanır.

İlaç tedavileri, yaşam tarzı düzenlemeleri, psikolojik destek ve rejeneratif uygulamalar gibi farklı yöntemler kullanılabilir. Doğru değerlendirme sonrası seçilecek uygun yöntemle sertleşme sorunu büyük oranda kontrol altına alınabilir.

Daha detaylı bilgi için Sertleşme Sorunu Tedavisi sayfasını inceleyebilirsiniz.


Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi yerine geçmez. Sertleşme sorunu yaşayan bireylerin uzman hekim değerlendirmesi alması önerilir.

B – Erken Boşalma (Prematüre Ejakülasyon) Nedir?

Erken Boşalma (Prematüre Ejakülasyon), erkeğin cinsel birliktelik esnasında kısa sürede orgazm olarak boşalmasının; erkeğin kendisine veya eşine göre istenenden daha kısa sürede gerçekleşmesi durumudur.

Çiftler arasında erken boşalma ile ilgili bilimsel anket çalışmalarında, 3 dakikadan daha kısa sürede görülen boşalma (ejakülasyon) durumu genel itibariyle yeterli görülmediği için; cinsel birliktelik sırasında penisin vajene penetrasyonunun başlamasından itibaren 3 dakikadan daha kısa sürede erkeğin orgazm olması ve boşalmasının gerçekleşmesi durumu da erken boşalma olarak tabir edilebilir.

Erken boşalma toplumda sık görülen bir cinsel işlev bozukluğudur ve her 3 çiftten birinde görüldüğü tespit edilmiştir.

Erken Boşalma Neden Rahatsız Edicidir?

Erken boşalma durumu sadece erkekler için bir cinsel fonksiyon bozukluğu olarak kabul edilir. Kadınlarda kısa sürede orgazm olma durumu bir cinsel fonksiyon bozukluğu oluşturmaz. Çünkü cinsel ilişki sırasında erkek aktif konumdadır ve boşalmayı takiben erkekte refrakter (cevapsız) dönem uzun sürebilir.

Cinsel birleşmenin evreleri vardır: istek ve uyarılma, uyarılmanın devam etmesiyle hislerin güçlü seyrettiği plato aşaması, plato aşamasını takiben orgazm oluşumu ve çözülme evresi. Çözülme evresinden tekrar istek ve uyarılmanın görülmesine kadar geçen cevapsız döneme refrakter periyot denilir.

Uyarılma aşamasında erkeklerdeki en önemli fiziksel değişim peniste ereksiyon oluşmasıdır. Kadınlarda ise bu evrede lubrikasyon (vajinal sıvı artışı) en önemli ürogenital değişikliktir. Orgazm aşamasında erkekler boşalma yaşarken kadınlarda vajinal ve uteral kontraksiyonlar (kasılmalar) oluşur.

Orgazmı takiben çözülme evresinde erkekler penis ereksiyonlarını kaybeder. Kadınlarda ise kasılmalar durur. Kadınlarda erken orgazm, cinsel ilişkinin bitmesine neden olmazken; erkeklerde erken orgazm, peniste sertliğin sonlanması nedeniyle cinsel ilişkinin bitmesine sebep olabilir.

Kadınlarda tekrar istek ve uyarılmanın oluşması birkaç dakikada gerçekleşebilirken erkeklerde bu süre birkaç saati bulabilir. Bu nedenle erkekte erken boşalma; cinsel ilişkinin sonlanmasına neden olması ve tekrar ilişkinin başlayabilmesi için saatler geçmesi gerekliliği nedeniyle çiftler arasında rahatsız edici bir durumdur.

Özellikle kadın tarafında tamamlanmamış bir ilişki; frustrasyon, sinirlilik ve huzursuzluk oluşturabilir. Ayrıca eşi tarafından beğenilmediği hissi uyandırarak mutsuzluk verebilir. Erkek tarafında ise her ne kadar ilişki tamamlanmış olsa da erken boşalma rahatsız edici bir durumdur. Erkeklerde en büyük sorun, eşine karşı hissedilen yetersizlik hissidir.


Erken Boşalma

Erken Boşalma Türleri: Primer ve Sekonder

Erken boşalma başlama zamanına göre primer ve sekonder olarak iki gruba ayrılır.

  • Primer prematüre ejakülasyon: Kişinin ilk ilişkisinden beri olan ve genellikle bir dakikadan daha kısa süren durumlar için tabir edilir.
  • Sekonder prematüre ejakülasyon: Daha önceleri yeterli sürede boşalma gerçekleşirken, ileri yıllarda bu sürenin giderek azalması ve genellikle 3 dakikanın altına düşmesi durumudur.

Erken boşalmanın etyolojisi (sebepleri) açısından primer veya sekonder olmasının tanımlanması önem taşır.

Erken Boşalma Neden Olur?

Primer erken boşalmada, ailesel yatkınlığın da olduğu bazı psikolojik ve organik patolojiler erken boşalmaya neden olabilmektedir.

Sekonder erken boşalmada ise neden daha çok; yaşın ilerlemesi, kilolu olma, diyabet, hiperlipidemi, hipertansiyon, sigara-alkol kullanımı, kötü beslenme ve stresli yaşam gibi atherosclerosa bağlı kan akım azalması olabilmektedir. Ayrıca yaş ilerlemesine bağlı kas atrofileri ile pelvik taban kasında oluşan güçsüzlükler de erken boşalmaya neden olabilir.

Erken Boşalma Nedenleri Nedir?

Erken boşalmanın sebepleri psikolojik veya organik olabilir.

  • Penis hassasiyet fazlalığı
  • Atherosclerosa bağlı penis kan akım hızı azalması
  • Pelvik taban kas grubu güçsüzlüğü
  • Özgüven eksikliği
  • Aşırı kaygılı olmak
  • Yüksek stresli yaşam
  • Mutsuzluk
  • Suçluluk hissi yaratan psikolojik travmalar

Organik sebeplerin başında penis dokusunun aşırı hassasiyeti gelir. Eczanelerde satılan krem ve sprey gibi topikal ürünler lidokain benzeri lokal anestezik maddeler içerir. Amaç, penisteki aşırı hassasiyeti geçici olarak azaltmaktır.

Tramadol içerikli oral ağrı kesicilerin kullanımında da geçici fayda gösterilmiştir. Prezervatif kullanımının tavsiye edilmesi de teması azaltarak hassasiyeti azaltma amaçlıdır. Bazı kliniklerde ameliyat ile penis duysal sinirlerinde kesiler yapılması veya glans penise hyaluronik asit dolguları uygulanması gibi yöntemler de denenebilmektedir. Boşalma öncesi plato döneminde penisin sıkılması ise duysal etkiyi azaltarak gecikmeye faydalı olsa da kalıcı bir etkisi söz konusu değildir.

Bir başka organik neden penise gelen kan akım hızında azalmadır. Bunu azaltan en yaygın neden atheroscleros yani atardamarların elastikiyet yeteneğinin azalması ve daralmasıdır. Peniste sertliği yapan temel etken penise gelen kan akım hızıdır. Yeterince sertleşmemiş ya da sertleşmiş ancak kısa sürede sertliği kaybedilen peniste, cinsel döngüyü tamamlamak adına acelecilik oluşabilir ve bu durum erken boşalma nedeni olarak görülebilir.

Bu nedenle sildenafil, vardenafil veya tadalafil içerikli preparatların reçete edilmesi söz konusu olabilir. Ancak geçici fayda sağlaması yanında yan etkiler de oluşturabilmektedir.

Pelvik taban kas grubunun güçsüzlüğü de erken boşalma nedeni olabilir. Uyarılma aşamasında penis içindeki odacıklara kan akımı artar ve sertleşme başlar. Sağlanan sertliği yaklaşık iki misline çıkaran etkenin pelvik taban kasları olduğu ifade edilir. Pelvik taban kası güçsüzlüğünde sertliği koruyamama veya koruyamama endişesi erken boşalmaya neden olabilir.

Özgüven eksikliği, aşırı kaygı ve yoğun suçluluk hisleri gibi psikolojik durumlar da erken boşalma nedeni olabilir. Bu psikolojik etkenler hormonal profillere yansıyabilir; sertliği sağlamayı ve sağlanan sertliği muhafaza etmeyi engelleyerek erken boşalma nedeni oluşturabilir.

Özellikle dopamin hormonu özgüven eksikliğinde daha az salınabilir. Prolaktinin ılımlı artışının altında dopamin azalması olabileceği ifade edilir. 2000’lerin başında apomorfin içeren “Uprima” isimli ürün sertleşme performansını artırmak ve erken boşalmayı azaltmak için kullanılmış; ancak yan etkileri nedeniyle piyasadan çekilmiştir. Dur-başla egzersizleri ise fayda sağlayabilen ancak zayıf etkili destek yöntemi olarak görülebilir.

Mutsuzluk ve yoğun stres gibi psikolojik durumlarda beyinde “nörotransmitter” seviyelerinde değişiklik olur. Özellikle serotonin hormon seviyelerinin erken boşalma yaşayan kişilerde düşük olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle SSRI (Selektif Serotonin Reuptake İnhibitörü) ilaçlar erken boşalmada sıkça reçete edilebilir. Sertralin ve özellikle dapoksetin içerikli ilaçlar bu alanda kullanılan örneklerdir.

Ancak kalıcı etki oluşturmamasının yanı sıra, kısa sürede tolerasyon gelişebildiği ve yan etkiler oluşturabildiği ifade edilmektedir.

Erken Boşalma Tedavisi

Erken boşalma tedavisinde, erken boşalmaya neden olan tüm etkenler tespit edilmeli ve başarılı bir sonuç için tespit edilen tüm etkenlere yönelik tedaviler bir arada uygulanmalıdır. Sadece bir veya iki etkene yönelik yaklaşım, erken boşalma sorununu tedavi etmeyebilir.

Erken boşalma tedavisinde bir diğer önemli husus, kalıcı sonuç veren yöntemlerin tercih edilmesidir.

Atherosclerosa bağlı kan akım yetersizliğinde ve penis aşırı hassasiyetinin normalizasyonunda penil rejeneratif uygulamalar ile erken boşalma tedavisi yapılabilmektedir. Başta penil mezoterapiler ve ESWT tedavisi (şok dalga) uygulamaları olmak üzere peniste yapılacak etkin bir rejenerasyon; penil kan akım hızını artırarak ve penis nöronal hassasiyetini azaltarak erken boşalma tedavisinde etkili olabilir. Burada önemli noktalardan biri, uygulamayı yapan hekimin penil rejenerasyon tedavisindeki deneyimidir.

Pelvik taban kası gelişimi, tedavinin evde de yapılabilecek halkasıdır. “Pelvic Floor Muscle Exercises” şeklinde arama yapıldığında pelvik taban kaslarını geliştirmeye yönelik birçok egzersiz bulunur. Kegel egzersizi de bunlardan biridir.

Erken boşalmanın psikolojik nedenlerine bağlı tedavisinde ise kliniğimizde akupunktur başarı ile uygulanmaktadır. Hormonal yapıyı normalleştirerek etki gösterdiği söylenebilir. İlaçlarla müdahale, diğer hormon düzeylerinde değişiklik oluşturarak psikolojik yan etkiler oluşturabilir ve etkileri geçici kalabilir. Ürogenital sistem akupunkturu deneyimli bir hekim tarafından uygulandığında hormonal dengede normalleşme sağlayabilir. Bu nedenle kliniğimizde sertleşme sorunu veya erken boşalma tedavilerine aldığımız hastalarda, “kendimi genel itibariyle de daha iyi hissediyorum” ifadesine neden olan etkenin akupunkturun sağladığı hormonal düzenleme olduğu belirtilmektedir.

Erken Boşalma Tedavi Aşamaları

  • Penil Rejenerasyon Uygulamaları (Penil Mezoterapi, ESWT-şok dalga uygulaması, Penil nöralterapi, carboksiterapi, PRP)
  • Pelvik Taban Kası Gelişimi (özel cihaz ve/veya egzersizlerle)
  • AkupunkturPsikoterapi



C – İnfertilite (Kısırlık) Nedir?

İnfertilite (Kısırlık), çiftlerin korunmasız olarak yaklaşık 1 yıl düzenli cinsel ilişki yaşamalarına rağmen hamileliğin oluşmama durumudur. Evli çiftlerin yaklaşık %15’inde İnfertilite (Kısırlık) görülmektedir.

Bu vakaların yaklaşık 1/4’ünden erkek faktörü sorumlu iken 3/4’ünde sorun kadınsal faktörlere bağlıdır. Kliniğimizde hem erkek hem de dişi nedenlere bağlı infertilite tedavisi yapılmaktadır.

İnfertilite (Kısırlık) tedavisinde öncelikle tanının doğru konulması, doğru bir tedavi planlaması için en önemli kısmı oluşturmaktadır. Çiftlerde öncelikle erkek ile başlamak daha akılcıdır. Çünkü basit bir spermiyogram ile birçok olası sorun görülebilmektedir.

Sperm: Sayısı, hareketliliği, morfolojisi.

Semen: Miktarı, vizkozitesi, PH değeri.

Gerekli durumlarda kliniğimizde yapılabilen kan laboratuvar analizleri veya ultrasonografik görüntüleme yöntemleri ile scrotal yapılar değerlendirilebilmektedir. Bu tetkikler sonucu ortaya çıkan herhangi bir patoloji varsa bunlara yönelik tedavi planlanabilir. Ancak saptanan patoloji yoksa diğer eşe geçilebilmektedir.

Kadınlar için kadın doğum polikliniğinde yaptırılan USG ve gerekli durumlarda istenen laboratuvar tetkikleri değerlendirilmektedir. Bu şekilde saptanan patolojilere yönelik tıbbi tedaviler planlanabilmektedir.

İnfertilite (Kısırlık) Tedavisi

Kliniğimizde İnfertilite (Kısırlık) tedavisinde birden fazla terapi argümanını birlikte kullanılır:

1. Akupunktur

  • Adrenarjik / Kolinerjik balans ile ürogenital bölge kan akışı (hemodinamisi) düzenlenmiş olur.
  • Hipotalamo Hipofizer Testüküler / Overyal Aks hormonal balansını sağlar. Östrojen, Progesteron, Testosteron, FSH, LH, GnRH, Prolaktin, GH hormonlarını dengeye ulaştırarak düzenler.
  • Kortizon miktarının ve salınım düzeninin dengelenmesi ile hemodinamik ve hipotalamo hipofizer akış balansına yardımcı olur.
  • Erkeğe bağlı diğer kısırlık nedenlerine yönelik sperm sayı ve hareket artışını sağlayabilmesi gibi; kimi durumlarda diğer terapilerle birlikte bozuk morfolojik spermler yerine normal morfolojide spermler üretilmesini de sağlayabilmektedir.
  • Semen miktar artışı ve diğer tedaviler ile birlikte PH ve viskozite normalleşmelerini sağlayabilmektedir.

2. Ozon Tedavisi

Dokulara daha fazla oksijen ulaşmasını sağlayarak hücrelerin replikasyon (bölünebilme) kabiliyetini arttırır. Bu; testislerde daha fazla bölünen (üreyen) spermatozoa ve daha fazla üretilen semene neden olarak sperm sayı ve hareket artışını sağlayabildiği gibi, kimi durumlarda diğer terapilerle birlikte bozuk morfolojik spermler yerine normal morfolojide spermlerin üretilmesini de sağlayabilir. Semen miktarı artışı diğer tedaviler ile birlikte PH ve vizkozite normalleşmelerini sağlayabilmektedir.

3. Hirudoterapi (Tıbbi Sülük)

Bel bölgesine uygulanan tıbbi sülükler; ürogenital sistemin kan akışını artırmanın yanı sıra antienflamatuar etkisiyle, infertilitenin sık nedenlerinden biri olarak PID (Pelvik Inflamatuar Disease – Pelvik İnflamasyon Artışı)’na yönelik tedavi oluşturabilmektedir.

4. Hacamat

Kısırlık (İnfertilite) tedavisinde bel bölgesine uygulanan hacamat ile bel bölgesi kanlanma artışı sağlanırken; mihem çizgileri ile arteriyel Nitrik Oksit sentezinin artması desteklenerek damarlarda dilotasyon (gevşeme) ile kanlanma artışı sağlanmaktadır. Ayrıca cilt altı toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasının hücresel replikasyon kabiliyetini arttırdığı bilinmektedir.

Gerekli durumlarda Mezoterapi, Fitoterapi ve Vitamin Serumları da eklenebilmektedir.

D – Genital Siğil Nedir?

Genital Siğil (Condyloma); HPV (Human Papilloma Virus)’nin etken olduğu cinsel yolla da bulaşabilen bir viral lezyondur. HPV lezyonu bir başka kişiye ve ya aynı kişinin farklı organlarına temasla bulaşabilir. Bulaş sonrası HPV virüsü, temas edilen kişinin immün sistemi tarafından baskılanıp lezyon oluşturamadan ortadan kaybolabilmektedir. Virüsün baskılanamadığı durumlarda ortalama 1 yıl sonra penis, kasık ve peri anal bölgelerde lezyonlarla ortaya çıkabilmektedir. Estetik olarak kötü bir görsel durum oluşturmasının yanı sıra erkeklerde penis corpus ve collum bölge lezyonları ve bayanlarda intra vaginal ve cervical lezyonlar ağrılı cinsel birleşme ve cinsel birleşme sırasında kanamalar oluşturabilmektedir. HPV virüsünün daha çok bayanlarda genital kanserleri tetikleyici etkileri olduğu bilinmektedir. Cinsel birleşmede kondom kullanılması HPV bulaşını önlemede yeterli değildir, pubik ve kasık bölgelerindeki siğillerin bulaşını engelleyemez. Traşlama gibi lezyon bütünlüğünü bozan işlemler HPV bulaş riskini çok daha artırır. Penis, pubis ve kasık bölgelerinde fark edilen her türlü yabancı doku parçaları çok gecikmeden bir ürolog ve ya dermatolog tarafından değerlendirilip Condyloma Acuminata düşünülen lezyonların rezeksiyon edilmesi gerekmektedir.

sertleşme sorunu

Genital Siğil Tedavisi

Tedavi yöntemlerinin içerisinde:

  • Cerrahi Yöntem: Lezyonun basit cerrahi kesi ile dokudan uzaklaştırılmasıdır. Çok büyük lezyonlar haricinde tercih edilmez.
  • Cryoterapi (Dondurma): -78 °C olan sıvı karbondioksit ile soğutulan probların dokuya teması ile ve ya -88 °C olan sıvı nitrojenin dokuya püskürtülmesi ile lezyonu ve çevreleyen dokunun sıcaklığının -5 °C ve altına düşürülerek nekroz edilmesi prensibine dayanır. Daha çok geniş plakalı lezyonlarda kullanılmaktadır.
  • Asidik İlaçlar İle Tedavi: Bazı kimyasal korozif sıvıların özellikle ana rezeksiyon sonrasında reziduel (kalan) küçük doku parçalar ile tekrar HPV lezyon oluşumunu engelleyebilmek için kullanılması rekurrensi (tekrar lezyon oluşumunu) azaltmaktadır.
  • Topikal Kremler: Asidik ilaçlar gibi rezeksiyondan sonra rekurrensi azaltmak amaçlı verilebilmektedir.
  • Lazer Yöntemiyle Tedavi: Genital siğil tedavisinde kliniğimizde lezyon rezeksiyonunda kullandığımız ana tedavidir. Basit bir lokal anestezi sonrası ağrısız olarak işlem yapılmaktadır. Çok daha kontrollü kesi yapılmasına olanak sağladığı ve kanama gibi komplikasyonları azalttığı için öncelikle tercih ettiğimiz tedavi yöntemidir. Lezyon çeşitlerine göre diğer tedavi metotlarıyla da kombine edilebilir.
genital siğil
genital siğil

E – Penis Büyütme Yöntemleri

Penis büyüklüğü normları için androlojide net bir tanım bulunmamaktadır. Tıpkı kişilerin farklı boy uzunluklarına sahip olması gibi, hem genetik hem de çevresel faktörlere bağlı olarak bireyler farklı penis boy ve genişliklerine de sahiptirler. Toplumlara göre penis ortalama büyüklüklerinden bahsedilebilmektedir. Örneğin zenci ırkında penis boyu ortalama olarak daha büyükken, uzak doğulu erkeklerde ortalama daha kısadır. Bu yüzden kişilerin ırklarına göre ortalama bir penis uzunluk normu belirlenir. Aynı ırktan olan erkeklerin, penis başı çekilerek ölçülen uzunluk (erektil uzunluğa yakındır) ortalamasının standart sapmasının 2,5 katı kadar altı mikro penis olarak ifade edilir. penis büyütme

Ülkemizde yapılan araştırmalara göre;

5 cm penis uzunluğu ve alt değerleri için mikro penis ifadesi kullanılabilir. Toplumda yaklaşık bin kişiden 5’inde görülür.

5-9 cm arası kısa penis olarak tanımlanabilir.

9-18 cm arası normal penis uzunluğu.

18 cm’den uzun penisler için toplumumuzda uzun penis olarak tanımlanabilir.

Gömülü Penis

Penis büyükleri, genellikle aynı toplumdaki çiftlerde normal bir cinsel birleşme için yeterli olmaktadır. Yani bir toplumdaki erkeklerin penis uzunluğu; o topluluktaki bayanların vajen uzunluğu ve G nokta mesafesi orantılı olmaktadır. Örneğin; uzak doğulu bir erkeğin penisi kısayken kadınlarında gluteal yağ dokusu daha az ve vajen boyu daha kısa olmaktadır. Böylece vajene daha kısa bir penisle de ulaşabilirken, zenci ve latin ırklarında bayanların kalçaları daha uzunken; erkekleri de bu mesafeyi kat edebilip vajinal birleşmeye yetecek uzunlukta penislere sahip olmaktadırlar.

Ancak kişiler bazen partnerleri için yeterli penis büyüklüğüne sahip oldukları halde; farklı psikolojik ve ya sosyolojik nedenlerle; daha da büyük boyutlarda bir penise sahip olmayı isteyebilmektedirler. İnsanlık tarihi boyunca da bu durumun her dönem var olduğunu ve günümüzde de devam ettiğini görmekteyiz.  Arkeolojik çalışmalar ile ortaya çıkan heykel ve yazılardan; tarihte insanların penis boyu ile güç kudret ve iktidarı özleştirdiğini görmekteyiz. Bugün de internette çeşitli alışveriş, haber ve ya sosyal medya  platformlarında gezerken karşınıza çıkan ve hemen hepsi gerçek dışı penis büyütücü olduğu iddia edilen ürünlerin, bu sıklıkta ısrarlı reklamlarla karşımıza çıkması, günümüzde de gerçekten de bu tedavinin insanlarca yoğun talep edildiğini göstermektedir.

Penis Büyütme Yöntemleri

  1. Rölatif Penis Büyüme: Genellikle obezite ve diyabet hastalarında görülen penis üstü bölgede (suprapubik); yağlanma artışına bağlı penisin geride kalması sonucunda küçük görünme durumudur. En sık görülen tip olmaktadır. Tedavisi sonucunda hiçbir yan etki olmadan penisin; normal uzunluğunun tekrar hem fonksiyonel hem de görünür halde yerine

Tedavide:

  • Supra Pubical Liposuction
  • Supra Pubical Lipolitik Mezoterapi

kullanılmaktadır.

  1. Penis Parankimal Büyütme: 

    Bu tedavi yöntemi; penisin parankimal yapısının seksüel birleşme için küçük olan penisler için ve ya sekonder olarak penisin eskisine oranla zamanla, bazal kan akımının azalmasına bağlı küçülmüş hale gelmiş penisler için uygulanmaktadır. ESWT; Pompa ve PRP yöntemleri ile dokuda yapısal elemanların artışı sağlanmaktadır. 40 yaş altı ve sigara kullanmayan erkeklerde daha iyi sonuç vermektedir. Ve 2-4 cm arası penis büyümesi beklenmektedir.

  2. Peyroni (IPP) ve Fibröz Yapılara Bağlı Patolojilerde Penis Büyütme Yöntemi: 

    ESWTOzon ve Mezoterapi yöntemleri ile tedavi edilmektedir. Penisin normalden daha küçük hale gelmesine neden olan yapışıklıkların serbestlenmesi olarak düşünülebilmektedir.

  3. Görüntüsel Olarak Penisin Büyümesi: 

    Karın veya bel bölgesinden alınan yağ dokularının; penis cilt altına enjekte edilip penil suspansör ligamentin cerrahi olarak serbestlenmesi yöntemi ile penisin sadece büyük görünmesi sağlanmaktadır. Ancak bu yöntemin; ereksiyon ve cinsel birleşme sorununa neden olması ve penisin sadece flacid yani sertleşme olmadığı durumlarda normalden büyük görünmesine karşın sertleşme halindeyken; uzunluğunda herhangi bir değişiklik oluşturmadığı için yapılması önerilmemektedir.

F- Cinsel İsteksizlik Nedir?

Cinsel isteksizlik, erkeklerde cinsel uyarıyı ortaya çıkaran düşünce ve arzuların 6 aydan uzun süre azalması durumudur. Tıbbi literatürde MHSDD (Male Hypoactive Sexual Desire Disorder) olarak geçer ve Erkek Azalmış Cinsel Arzu Bozukluğu olarak da ifade edilir.

Halk arasında “cinsel soğukluk”, “frajilite” veya libido eksikliği denilmektedir. Cinsel isteksizlik, cinsel tiksinti bozukluğu (aversion disorder) ile aşırı istek (hipersexuality) yelpazesinde, aversion disordera yakın bölümde yer alan bir bozukluktur.

Beynimizde limbik sistem ve hipotalamusun ön medial bölümü cinsel istekten sorumludur. Cinsel istek, kendiliğinden (spontan) oluşabildiği gibi (dürtüler); dış uyaranlar (görsel, dokunsal, işitsel, koku) ve düşünceler (motivasyonlar) ile de indüklenebilir.

Cinsel isteksizlik; metropol hayatında yoğun ve stresli yaşam tarzına sahip, kapalı ortamda uzun mesai saatleri çalışıp yeterli uyku ve dinlenme sağlayamayan kişilerde daha sık karşımıza çıkar. Sigara, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı olan kişilerde de cinsel isteksizlik görülme sıklığı daha fazladır.

Fonksiyon (Cinsel) 3 Temel Aşamadan Oluşur

  1. Cinsel Arzu: Dürtü, motivasyon ve istekten oluşur.
  2. Uyarılma: Cinsel arzu ile başlayan eylem; Sakral 2-4 Parasempatik İndüksiyon, Torakal 10 – Lumbal 2 Sempatik İnhibisyon ile ereksiyon durumuna dönüşür.
  3. Orgazm: Sakral Parasempatik İnhibisyon, Torakolomber Sempatik İndiksiyon, Sakral Motor İndiksiyon ile orgazm oluşur.

Cinsel İsteksizlik Nedenleri

Cinsel isteksizliğin psikojenik ve organik nedenleri vardır. Organik nedenleri de primer (direk etkili) endokrinerjik (hormonal) nedenler ve sekonder (dolaylı) nedenler olarak ikiye ayırmak mümkündür.

Psikojenik Nedenler

Cinsel isteksizliğe neden olan psikojenik nedenlerin başında kronik stres gelir. Over sempatik aktivite olarak da tanımlanan kronik stres; kendi başına cinsel isteksizliğe neden olabildiği gibi, ilerleyen dönemlerde duygu durum bozukluklarına yol açarak da cinsel isteksizlik oluşturabilir.

Depresyon ve anksiyete (aşırı kaygı) durumları da cinsel isteksizliğe neden olabilen psikojenik etkenlerdendir. Ayrıca kişinin eşiyle olan ilişkisi ve eşlerin birbirlerine karşı tutum-davranışları da cinsel isteği etkileyebilir.

Endokrinerjik (Hormonal) ve Organik Nedenler

Cinsel isteksizliğe neden olan endokrinerjik (hormonal) nedenler; duygu durum bozukluklarına bağlı olabildiği gibi (psikoendokrinerjik), hormonal bezlerdeki patoloji ve dejenerasyon nedenli veya kullanılan çeşitli maddelere (alkol ve uyuşturucular) bağlı da olabilir.

Prolaktin hormon yüksekliği, hipotroidi ve dopamin eksikliği cinsel isteksizliğe neden olan hormonal durumların başında gösterilmiştir. Yine hipogonadismde testosteron hormon seviyelerinin azalması ile cinsel isteksizlik oluştuğu gözlenmiştir.

Hipogonadism 40 yaşlarından sonra başlayan bir süreçtir ve her yıl testosteron düzeyleri 0.1 ng/dl azalmaktadır. Stresli yaşamda, vücut yağ oranı yüksekliğinde, diyabet hastalığı ve alkol kullanımında da testosteron seviyelerinde azalma görülebilir. Yağ dokularındaki aromataz enzimi testosteronu östrojene dönüştürerek testosteron seviyesini düşürebilir. Bu durum kilolu kişilerde cinsel isteğin daha az olmasını açıklayabilir.

Diyabetli kişilerde insülin seviyelerindeki değişiklikler growth hormon ve prolaktin hormonları üzerinden değişiklik yaparak cinsel isteği azaltabilir. Alkol kullanımında; alkolün kendisi ile amfetaminler ve metilfenidat gibi maddelerin dopaminerjik etkisi, uzun yıllar kullanıma bağlı dopamin salınımını remisyona sokarak cinsel isteksizlik oluşturabilir. Ayrıca alkolün metabolizması sonucu ortaya çıkan metabolitler testislerde testosteron üretimini baskılayabilir.

Kriptorşidizm (inmemiş testis), geç inmiş testis, torsiyon veya orşit gibi testiküler hastalıklar da direkt testosteron eksikliğine neden olarak veya hipotalamohipofizer aksta meydana getirdiği endokrinerjik değişikliklere bağlı olarak cinsel isteği azaltabilir.

Eşlik Eden Cinsel Fonksiyon Bozuklukları

Kişide sertleşme sorunu (erektil disfonksiyon) veya erken boşalma (prematüre ejakülasyon) gibi cinsel fonksiyon bozukluklarının bulunması da cinsel isteksizlik nedeni oluşturabilir.

İlişki sırasında yaşanabilecek bir başarısızlığın oluşturabileceği psikolojik travmadan kaçınma nedeniyle kişi, bilinç dışı olarak cinsel ilişkiden uzaklaşmak isteyebilir. Bu durum da cinsel isteksizlik nedeni olarak karşımıza çıkabilir.

Cinsel İsteksizlik Nedenleri (Özet)

  • Kronik stres
  • Depresyon
  • Anksiyete (yoğun kaygılar)
  • Eşler arasındaki olumsuz ilişki
  • Alkol ve uyuşturucu kullanımı
  • Diyabet
  • Vücut yağ oranı fazlalığı (kilolu olmak)
  • Hiperprolaktinemi
  • Hipotroidi
  • Dopamin eksikliği
  • Hipogonadism (testosteron eksikliği)
  • Cinsel fonksiyon bozuklukları

Cinsel İsteksizlik Belirtileri Nelerdir?

Cinsel isteksizlik belirtileri, kişide görülen psikolojik veya somatik bazı değişiklikler olabilir. Psikolojik olarak anhedonia (mutsuzluk), yapılan işlerden zevk alamama ve konsantrasyon eksikliği bir cinsel isteksizlik belirtisi olabilir.

Gün içerisinde cinsel dürtü ve düşüncelerin oluşma sıklığının azalması da bir belirtidir. Kişinin eşiyle bir arada bulunduğu dönemde cinsel stimulasyon oluşup uyarılmaması, cinsel isteğin azalmasının bir başka göstergesidir.

Cinsel istek sonrası kişide uyarılma gerçekleşir ve uyarılma döneminde erkeklerde ereksiyon olur (peniste sertleşme). Cinsel istek azalınca uyarılma da azaldığı için, gün içinde görülen ereksiyon sıklığının azalması da cinsel istek azalması belirtisi olarak kabul edilebilir.

Özet olarak cinsel isteksizlik belirtileri:

  • Anhedonia (mutsuzluk, umutsuzluk)
  • Gündelik işlere konsantrasyon eksikliği
  • Gün içi ereksiyon sıklığının azalması
  • Kişinin eşine ilgisinin azalması

Cinsel İstek Bozukluğu Tedavisi

  1. Psikojenik Nedenli İsteksizlik Tedavisi: Akupunktur psikoterapi.
  2. Endokrinerjik Nedenli İsteksizlik Tedavisi: Hormon replasmanı (testosteron ve tiroid), prolaktin yüksekliğinde bromokriptin, dopamin eksikliğinde bupropiyon + ozon tedavisi + ginseng yohimbin karışımı fitoterapi + kulak akupunkturu.
  3. Diğer Cinsel Fonksiyon Bozukluklarına Bağlı İsteksizlik Tedavisi: Erektil disfonksiyon tedavisi için geçici farmakolojik preparatlar (sildenafil sitrat, vardenafil, tadalafil). Kalıcı sertleşme sorunu tedavisi için süpersonik uygulamalar (şok dalga), ozon, mezoterapi, fitoterapi ve pshot uygulamaları ile kalıcı tedaviler yapılabilmektedir.

Cinsel İsteksizlik Tedavisi

  • Cinsel isteksizlikte yapılacak tedavi etkene yönelik olmalıdır.
  • Başta cinsel isteksizliğin nedeninin kişinin eşiyle ilişki durumuna bağlı olmadığı anlaşılmalıdır.
  • Varsa kullanılan uyarıcı madde ve/veya alkol alımı kesilmelidir.
  • Diyabet ve/veya kilo fazlalığı varsa buna yönelik tedavi yapılmalıdır.

Endokrinerjik etkenlere yönelik kan hormon testi yapılmalı; prolaktin, testosteron ve tiroid hormon seviyeleri kontrol edilmelidir. Eksiklik veya fazlalığı olan hormonlar dengelenmelidir.

Cinsel isteksizlik öncesinde başlamış bir ereksiyon bozukluğu veya prematüre ejakülasyon varsa, bu duruma bağlı cinsel arzu azalması olmuş olabilir. Bu durumda sertleşme sorunu ve erken boşalmaya yönelik tedavi yapılması, cinsel isteksizliği azaltacaktır.

Yaşanan duygu durum bozukluklarına (stres, anksiyete, depresyon) bağlı cinsel isteksizlik oluşumu en sık nedendir. Bu psikojenik etkenler hormonlarda da ılımlı bir değişime yol açabilir. Burada yapılan en büyük yanlış, kişideki psikoendokrinerjik hormonal değişikliklere hormonal tedaviyle yaklaşmaktır.

Örneğin stres nedenli testosteron hormon baskılanmasına testosteron replasman tedavisi yapılmamalıdır. Kişide SSRI veya SNRI dediğimiz antidepresanların verilmesi de ilk seçenek olmamalıdır. Orta düzey artmış prolaktin hormonuna antidopaminerjiklerle müdahale edilmesi doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

Yine serotonin-noradrenalin reuptake inhibitörlerinin kullanımı, depresyona bağlı serotonin hormon eksikliğini azaltacak ancak başka hormonların baskılanmasına da neden olacaktır. Bu yüzden duygu durum bozukluklarına bağlı oluşan cinsel isteksizlikte elektroakupunktur tedavisi, doğru yapılması halinde oldukça etkili olmasına rağmen hiçbir yan etki oluşturmamaktadır.

Dr. Ömer Bircan Sertleşme Sorunu Kliniği Nerede?

Ömer Bircan Sertleşme Sorunu Kliniği İstanbul Güngören de yer almaktadır. Ömer Bircan Kliniğinde Erectil Disfonksiyon Sertleşme Sorunu tedavisi hizmeti verilmektedir.

Cinsel İsteksizlik: Nedenler, Belirtiler ve Tedavi (Sık Sorulanlar)

Bu bölümde cinsel isteksizlikle ilgili en sık merak edilen başlıkları kısa ve anlaşılır şekilde özetledik.

Erkeklerde yaşanan sertleşme sorunu, en yaygın neden olan atherosclerosa bağlı ise cinsel performansın kendiliğinden zamanla eski haline gelmesi olanaksızdır.  Atherosclerosa bağlı yaşanılan bir sertleşme sorunu beraberinde cinsel özgüven kaybı da yaratacağı için var olan atardamar darlığı nedeni ile azalan penil kan akımından daha da fazla kan akımının azalmasına yol açar.

Bu moral bozukluğu – özgüven hasarı bir süre sonra azalmasıyla beraber kan akim hızında artış olacaktır , ancak bekleyerek penis atardamarlarındaki atheroscleros yok olamayacak ve ya azalmayagı gibi aksine daha da artacaktır. Bu yüzden 30 yaş altı kilolu olağan ve sigara kullanmayan erkeklerin yaşamış oldukları sertleşme sorununda daha büyük etken konsantrasyon eksikliği, yorgunluk ve  cinsel özgüven kaybı olabileceği için sertleşme sorunu geçici olabilir ve profesyonel bir tedavi almadan önce bir süre beklenilebilir.

Sertleşme sorununda neden yaygın olarak görülen atheroscleros-atardamar daralması ise , rejeneratif tedavi yapılır ve gerek tedavi süreci gerekse de sonuçlarının gözlenmesi belirli bir süre gerektirir. Tedavi protokolü, seans sayısı ,sıklığı ve o kişiye yönelik uygulanması gerekli rutin tedavilerin tespiti, başta kişilerin yaşı olmak üzere atardamar daralma predispozan faktörlerinden hangilerine ne kadar süre maruz kaldığı ve mevcut cinsel performansına göre değişiklik gösterir.

Kliniğimizde tedavi süresi minimum 12 gün sürmektedir. Şehir dışı ve yurtdışından gelen hastalar için tercih ettiğimiz asgari bir tedavi süresidir 12 gun. Bulunduğumuz şehirde yaşayan ve zaman kısıtlaması olmayan hastalarda tedavi , seans sayısı aynı kalmakla birlikte seanslar arası süreyi kişilerin rejenerasyon hızlarına göre biraz daha artırarak daha  etkili sonuçlar almaktayız.

Sertleşme sorununda yaygın görülen ana neden atheroscleros -atardamar daralmasidir. Atheroscleros un tedavisi ise dokuda oluşturulması gereken rejenerasyondur. Rejeneratif tıp uygulamaları hakkında eğitim almış ve ürogenital sistem hastalıkları hakkında deneyimli her hekim tarafından bu tedaviler yapılabilirse de erektil disfonksiyon hastalığı ve tedavisi konusunda deneyimli bir hekim tarafından tedavinin yapılması başarıyı artıracaktır .

Sertleşme sorununda mevcut tabloya atheroscleros dışı etkenler de eşlik ediyorsa ve ya şüphe uyandırıyorsa, ileri tahlil ve tetkikler yapılarak tedaviyi yapan doktor tarafından diğer branşlara konsulte edilmesi gerekebilir. Örneğin sıra dışı bir hormonal farklilikta endokrinoloji,  ağır psikoz varlığında psikiatri , Kardiyovaskuler hemodinamik bozukluklarda kardiyoloji, renal yetmezlik ve diğer metabolik bozukluklarda dahiliye, uretral ve ligaman hasarları gibi cerrahi durumlarda üroloji, Pelvik fraktur ve travmalarda beyin cerrahisi ve ya ortopedi gibi branşlardan konsültasyon istenebilir.

Sertleşme sorununda en sık görülen neden atheroscleros atar damar daralmasıdır. Atardamar duvarında bulunan düz kasları birkaç saatliğine gevşeterek kan akim hızının artmasına olanak sağlayan ilaç 5′ fosfodiesteraz inhibitörü ( PDE) grubu olarak adlandırılır. Sildenafil ( Viagra ,sildegra..) Tadalafil ( Cialis , hardcis, orcafil, lifta..) Verdanafil ( levitra) avanafil ( stendra) bu gruptaki ilaçlardandır.

Bu ilaçlar kalıcı olarak sertleşme sorunu tedavi etmese kullanımını takiben birkaç saat sonra kişide sertleşme miktarını artırabilir. Sık sürekli kullanımda tolerasyon oluşarak görülen etki azalır. Baş ağrısı, mavi görme, yüz ve göğüs bölgesinde kızarma gibi sıradan yan etkiler yanında antihipertansiflerden bazılarıyla kullanımlarında ölümcül boyutta hipotansiyon oluşturabilmektedir.

Sertleşme sorununun en yaygın nedeni olan atherosclerosun ilaçla tedavisi yoktur. Atardamar duvarında biriken calsifiye kolesterol birikimleri temizleyebilecek ilaç tedavisi yoktur. ancak buradaki düz kasları birkaç saatliğine gevşeterek geçici fayda sağlayabilen ilaçlar mevcuttur. PDE inhibitörü olarak adlandırılan ilaçlar sildenafil, Verdanafil, Tadalafil, udanafil ve avanafildir. Kalıcı bir etki oluşturmadıkları gibi sıkça kullanımları ile tolerasyon geliştirerek aynı dozda daha zayıf etki oluşturur.

Talafil grubu ilaçların 5mg’lik dozunda iki üç ay süreyle kullanılması protokolü vardır. Ancak bu ilaçların var olan atherosclerotik plakların açılması ve ya yeni damar oluşması yönünde tek başına bir etkisi yoktur. Bu yüzden bu tedaviyi almış hastalar genellikle ilaç kullanımı sırasında sertleşmelerinin normal olduğunu ancak ilaç kullanımını bitirdikten sonra tekrar eski durumlarına döndükleri ve ya eskisinden daha zor durumda kaldıklarını ifade etmektedirler.

Gençlerde sertleşme sorununun daha çok nedeni erkeğin karşısındaki bayan üzerine hakimiyet- dominans oluşturamamasına bağlıdır. Bunun da nedeni cinsel özgüvenin yeterince oluşmaması ve ya daha kırılgan olmasıdır. Pornografik görüntüler ve mastürbasyon alışkanlıkları olan kişilerde bu sıklık daha fazladır. –

Bununla birlikte sertleşme sorununun 30 yaş üstü kiailerde en sık nedeni atherosclerosdur. Ancak damar daralması olan atheroscleros sık olmasa da 30 yaş altı gençlerde de olabilmektedir. Kilolu kötü beslenen ve ya tip1 diyabet hastalığına sahip gençlerde atheroscleros sıklığı daha fazladır.

Sertleşme sorununun en sık- yaygın nedeni atherosclerosdur.(atardamar daralması). Atardamar duvarında biriken madde de kolesteroldur. Bu biriken kolesterolün damar duvarından temizlenmesi gerekir. Damar duvarındaki kolesterol genellikle 30 yaşlardan sonra kalsiyum biriktirerek sert bir kıvama dönüşüp atherosclerotik plak adını alır. Kalsiyum tutumu öncesi ise atherom ismi  kullanılır.

Atherom yapılar bazı bitkisel preparatlar ile azaltılabilir. Ancak 35-40 yaş üstü kişilerde görülen  atherosclerotik plaklar sadece bitkisel tedavi kullanılarak küçültülemez. Antiinflamatuar omegalar , plak çapını azaltır. Kan viskozitesini azaltabilen bitkisel preparatlar da sertleşme performansını artırabilir.

Uyarı! Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı/tedavi yerine geçmez. Şikâyetleriniz devam ediyorsa veya altta yatan farklı bir sağlık sorununuz olabileceğini düşünüyorsanız doktorunuza başvurunuz, veya bizimle iletişime geçiniz.

Önemli Bilgi

Tip 2 diyabet ciddi bir metabolik hastalıktır ve mutlaka hekim kontrolünde takip edilmelidir. Besin destekleri ve alternatif uygulamalar, mevcut tedavinin yerine değil, ancak hekim değerlendirmesi sonrası destekleyici olarak kullanılmalıdır.

Yazar: Dr. Ömer Bircan / Fonksiyonel Tıp & Regeneratif Tedaviler

Youtube Kanalı – Instagram Sayfası

Son Güncelleme Tarihi: Mart 2026

Sertleşme Sorunu Tedavisi Yaptıranların Yorumları

Sertleşme Sorunu

İsim: Y.D Yaş: 42
Tedavi: Sertleşme Sorunu 

Herkese Merhaba

Ben 42 yaşındayım.

Klasik olarak çok araştırdıktan sonra sertleşme bozukluğu sorunumu şuan bu notları yazdığım Ömer Hocamın kliniğinde sonlandırmış bulunuyorum.

Tereddütlerinizi bir kenara bırakın korkularınızı unutun hemen kendinizi Ömer Hocama teslim edin. Benim sertleşme sorunum, az sertleşme ve ilişki esnasında sertleşmenin kaybolması sorunlarım vardı. Zihinsel olarak ilişkiye girmek istiyordum fakat vücudum buna yanıt vermiyordu. Kırmızı ginseng,macunlar,Cialis herşey kullandım ama hepsi kısa süreli etki ediyordu.

Ömer Hocamın ekstra tedavi yöntemleriyle şimdi çok daha sağlıklı ve mutluyum. Ölümden başka herşeyin çaresi var. Tedavi olmaktan çekinmeyin. Bu işin ayıbı günahı yok.

Beni eski günlerime döndüren Ömer Hocama sonsuz saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Bu sorunu yaşayan herkese sesleniyorum Bu yazıyı okuyan sen, Hemen tedaviye başla gecikme. Dünyaya bir daha gelmeyeceğiz. Hemen Ömer Hocama gelin, eski günlerinize dönün

Sertleşme Sorunu

İsim: A.O Yaş: 37
Tedavi: Sertleşme Sorunu ve Erken Boşalma

Merhabalar, 37 yaşındayım. Buraya gelmeden aklımda çok soru ve tereddütüm vardı. Hem sorularıma cevap buldum hem de istediğim sonucu aldım. Klasik ESWT tedavilerinin aksine birbirini tamamlayan bir tedavi türü uygulanması tedavinin ne kadar fayda sağlayacağını kanıtlıyor. Şuan geldiğim noktadan çok memnunum ve zamanla daha da faydalı sonuçlar vereceğinden eminim. Aklınızdaki tüm sorulara cevap bulabildiğiniz sohbeti ve muhabbeti ile tedavi sürecindeki bilgilendirmesiyle kesinlikle tavsiye ediyorum. 6 ay sonra evleniyorum şuan kendime olan güvenim çok daha fazla ve korkularımdan kurtuldum. Tedavi sadece sertleşme sorunu olarak geldim ancak sertleşme sorunu ,erken boşalma gibi ek bir fayda sağladı.

İyi ki tereddüt etmemişim ve gelmişim. Bu işi bu şekilde yapan tek yer diyebilirim. Sadece ESWT ile değil hocamızın uyguladığı ek iyileştirme ve işlemelerle mükemmel sonuç alabildim.

İyi ki geldim, iyi ki Ömer Hocamla tanıştım. Emekleriniz,sohbetiniz ve güler yüzünüzle sizi hatırlayacağım. İYİ Kİ VARSINIZ ÖMER HOCAM.

Sertleşme Sorunu

İsim: M.O.Ç Yaş: 58
Tedavi: Sertleşme Sorunu 

İki yıldır uğraşıyorum.. 3 profesör, 3 uzman doktora gittim. Tetkikler yapılıyor ve sonuçlarda bana bir şeyin yok diyorlar. Anlatamıyorum derdimi, var bende bir sıkıntı cialis verip gönderiyorlar. Sonuç yine aynı. Psikolojim bozuldu, en son araştırdım ve Sn. Dr. Ömer Bircan hocamda karar kıldım. İyi ki kılmışım, işini seven, işine aşık bir hocamız ve tedaviye başladım. 12 seanslık tedavimin ardından sağlığıma kavuştum ve çok mutluyum. Hem sağlığıma kavuştuğum için,hem de çok değerli İşini severek yapan Ömer hocamı tanıdığım için. Teşekkürler kıymetli hocam.

Sertleşme Sorunu

İsim: M.Y. Yaş: 28
Tedavi: Sertleşme Sorunu 

Sevgili Dr. Ömer Hocam

Size tedaviye gelmeden önce başka bir yerde ESWT tedavisi gördüm. Faydası olmadı.  Size gelirken de faydası olacak mı diye tereddüt ederek geldim. Tedavi süresi boyunca ilgi ve alakanız, her soruya sıkılmadan cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Seansların faydasını da çok şükür gördüm. Her şey için çok teşekkür ederim. Çalışmalarınız da başarılar dilerim.

Sertleşme Sorunu

İsim: F.O Yaş: 37
Tedavi: Sertleşme Sorunu 

Dr Ömer Bircan hocama çok teşekkür ederim. Uzun zamandır yaşadığım sertleşme ve sertliği koruma sorunumu daha önce gidip tedavi olduğum çok ünlü doktorlardan sonuç alamadığımdan dolayı psikolojik olarakta tükenmiş durumda idim. Kendisi ile tanıştığımda gayet net, kendinden emin ve ne yapabileceğini tane tane anlatarak bu sıkıntının tedavi olabileceğine ikna etti beni. Uyguladığı 12 seanslık program sonucu tüm sorunlardan kurtuldum.

Kendisi işini çok iyi yapan bir hoca.

Tekrar teşekkür ederim

Saygılarımla

Diğer hasta yorumlarımızı okumak için buraya tıklayın